Murat Huten 1966 yılında İstanbul’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini İstanbul’da tamamladı. Kabataş Lisesi’ni bitirdi. Bir yıl İstanbul Üniversitesi, Kimya Mühendisliği Bölümü’ne devam etti. Daha
sonra, İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakülte’sinden altı yıllık eğitim sonrası Tıp Doktoru olarak mezun oldu. Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesin’de beş yıllık eğitim ve asistanlık sonrası psikiyatri uzmanı oldu. Askerlik hizmetini, Sarıkamış Asker Hastanesi psikiyatri uzmanı olarak tamamladı. Arkasından beş yıl, Balıklı Rum Vakfı Hastanesi- Anatolia Psikiyatri Kliniklerinde, Kadın Genel Psikiyatri Servisi Şefi olarak çalıştı. Halen kendi ofisinde, alanında çalışmaya devam etmektedir.

Karagöz ile tanışması 12 yaşında Oruç Gazi Ortaokulu’na girmesiyle başladı. Resim hocası Ali Kıyak aynı zamanda çok iyi bir Karagöz tasviri (kuklası) yapımcısıydı. Altı yıl Ali Kıyak’tan Karagöz tasviri yapımcılığı eğitimi aldı. Ali Kıyak’ın hocası Rağıp Tuğtekin’dir. Ragıp Bey, saray karagözcüsü ve saray bandosu şefi olan, Binbaşı Nazif Bey’den ve komşusu olan Tecelli Bey’den karagöz tasviri yapımı ve Karagöz oynatıcılığını öğrenmiştir. Nazif Bey önemli bir tasvir yapımcısı olup, dört yüz yıllık tasvir yapımı geleneğine Batı resim sanatının özelliklerini sokarak, tasvir yapımına ayrı bir renk ve yön vermiştir. Nazif Bey’e kadar primitif halk resmi olan karagöz tasvirleri, onun katkılarıyla daha üst düzey sanat eserleri haline gelmiş, tanımlayıcı özellikleri ve estetik vurguları artmıştır. Nazif Bey, 1850’ler ile 1920’ler arasında yaşamıştır. Batılı tarz resim ve resim eğitimi Türkiye’de ancak 19. Yy. sonlarında yaygınlaşmaya başlamıştır. Ve ilk resim eğitimini orduda topografya bilgisi gereği, subaylar
almıştır. Bu eğitim Nazif Bey’i ve onun sayesinde gölge kuklaları yapımcılığını etkilemiştir. Tecelli Bey, Nazif Bey’in arkadaşı olup, amatör oynatıcı ve tasvir yapımcısıdır, aynı zamanda İstanbul Tapu Kadastro Müdürü’dür.

Murat Huten, hocası Ali Kıyak sayesinde Ragıp Tuğtekin (1891-1983) ile de tanışmış, Tuğtekin’in ölümüne dek son üç yıl kendisinden dersler almıştır. O sayede, oyunların yazıya geçirilmemiş eski versiyonlarını, hangi tasvirin ne amaçla kullanıldığını, metinleri kaybolan oyunlara ait tasvirlerin ne olduğunu, eski ustaların bazılarının eserlerinin özelliklerini ve hangi işaretlerle tanınabileceğini öğrenmiştir. Böylelikle II. Abdülhamit’in saray karagözcüsünün geleneğini ve bilgi birikimini günümüze getirmiş ve iki genç öğrencisini yetiştirerek bu ekolu ileriye aktarabilmek çabası içine girmiştir.

Kimya Mühendisliğine devam ettiği dönemde, yine Ragıp Tuğtekin’in öğrencilerinden olan Orhan Kurt (1930-) ile tanışmış, yirmi yıllık birlikteliklerinde kendisinden pek çok şeyin yanısıra karagöz oynatıcılığı da öğrenmiş, bu yıllar içersinde kendisine asistanlık yapmıştır. Kurt, 2010 yılında UNESCO tarafından somut olmayan kültür mirası – yaşayan insan hazinesi ilan edilmiştir.

Huten, Yücel Kaya’ya tasvir yapımını öğretmiş, halen Taner İnan’ı yetiştirmektedir.