Halk ruhunun Karagöz’ü yarattığından beri “o”nun da bir ruhu oldu. Allah herkesin ruhunu üfler yaratırken ama, toplumsal olgularda da yaratılanlar bir ruh üfler ortaya çıkardıklarına. Bu ruh yüzyıllardır belli idi. Ta ki Cumhuriyet dönemine kadar.

Osmanlıdaki Karagöz ruhu: Asi, bozguncu, düzen tanımaz, kendiliğinden, çıkarcı, cahil, dürtüsel, ahlaksız, uyanık geçinen alt tabaka temsilidir. Hacivat ise düzenci, biraz eğitimi temsi eden, elit tabakaya yalaka ama aynı zamanda ahlaklı ve yol göstericidir. Karagöz’e iş bulan, ona sahip çıkıp nasihat veren Hacivat’tır. Ama aynı zamanda Karagöz’ü sömürmeye yeltenen, onu amele yerine koyup aklıyla çalıştıran, onun cahillik ve saflığından yararlanmak isteyen de Hacivat’tır. Anlayacağınız ikisi de melek değildir. Baktığımızda ikisi de eskiden beri var olan sınıfların ve siyasi mücadelelerin (siyasi mücadeleler bugünün anlamında siyasi partiler olmadan da vardı) temsilcileridir. Bu yüzden yüzyıllarca tiyatronun yükünü almışlardır. Aslında halk ikisini de sevmektedir. Çünkü ikisinde de içlerindeki insani çelişkilerden yansımaları görmektedir. Bazen Karagöz’ü bazen Hacivat’ı alkışlarlar.

Gün gelir Cumhuriyet doğar. İyiki de doğar. Ancak her iyi doğan şey hep de iyi şey yapmaz. Yeni cumhuriyetçi aydınlar eski rejimi kötülemek için eski geleneklere de savaş açar. Eskinin her şeyi kötü, ahmakça ve müptezeldir. Çoğu gelenek yerle bir edilir, hele de medeni Batı’ya uymuyorsa. Sonra yine bu aydınlar bir şeyleri keşfederler. Halkın sevdiği ve vazgeçemediği bazı geleneklerden yararlanıp rejimi desteklemek. Neden olmasın??? Bir seferberlik başlatılır. Karagöz artık yeni ulus devletin yüksek Türk halkını temsil eder. Hacivat’a da gericiliği, Osmanlıyı temsil etmek kalır. Bir de bakarız ki yeni oyunlarda Karagöz zeki, yenilikçi, modern, eğitime susamış biri; Hacivat da eskiye sıkık sıkı sarılmış bir ahmak. İkisinin tek ortak özelliği evrensel hukukta ve ahlakta hem fikir olmaları. Ama, artık seyirci bu rejim söylemlerinden sıkılır. İkili artık çelişkileri yansıtmaz. Kavga yok, alay yok ve seyredeni düşündüren bir unsur da yoktur artık. O sıralarda seyirci, hükümetin isteğiyle yeni devletin değerlerini bu ikiliden çocuk yerine konularak bir şeyler öğrenmeye itilir. Eskinin cahil ve protest Karagöz’ü, eskinin eğitmen roldeki Hacivat’ını ideal cumhuriyet vatandaşı yapmaya çalışmaktadır. İşte bu vesileyle Karagöz bir çocuk oyunu olmaya dönüşür. Çünkü yeni ideoloji ile artık karagözcü seyircilerini eğitilecek çocuklar yerine koymuştur.

Karagöz, önce modern tiyatronun, sonra da sinema ve televizyonun gölgesinde ölmek üzereyken son on yılda birden toz toprak içindeki halinden silkinir gözüküyor. Mutlu mu olmalıyız??!! Bu dirilişte, işsizlik nedeniyle “ne iş olsa yaparım abi” diyen tiplerin “ulan elime iki sopa alır plastikten de olsa iki tasvirle bir perde kurar oynatırım” diyen lüzumsuz nüfus artışı ürünleri dışında önemli bir sebebi var.

Artan moda olan muhafazakarlık. Zamanında Kemalist hükümet nasıl bu geleneği kendi çıkarına kullandıysa, bugünün iktidarı da aynı amaçla Karagöz’ü yandaş seçti. Şimdiki Karagöz Osmanlıdaki gibi protest ve özgür değil, Cumhuriyetin ilk dönemlerindeki gibi Batılı kuralları ve yenilikleri öğreten öğretmen de değil. Artık İslami yaşam dizaynını ve düzeni eleştirmemeyi öğretiyor.

Özetle Karagöz’ün ruhu çoktan öldü.

Sizce biz bugün mü modern ve özgür bir tiyatro sahibiyiz, yoksa yüz yıl önce miydi o?